10/12/2009 · Kategori: din

Güzel kızım, unutma!..
Sâliha bir hanım olmak; incelik ister, fedâkarlık ister.
Gönlündeki deryâyı coşturup inciler devşirmek gerek. Sevmek gerek hanımlığı, anneliği;
Merhametli olmaya baş koymak, gönül tasınla bütün âleme serin, berrak bir yağmur olup kupkuru toprakları münbit hâle getirmek kolay değildir, elbet;
Hazret-i Âmine'lik rûhuna bürüneceksin önce;
Kimdir Âmine? Ne demektir Âminelik rûhu?
Emâneti en iyi taşıyan demek. Hâmil olduğun yükün "emanet" olduğunu bilip, rûhun bu yük altında ezilecek, dokuz ay çile çekeceksin;
Dilinden geçen zikri yüreğinde hissedeceksin ki, ardından insanlığa numûne olacak bir "sadaka-i câriye" bırakabilesin.
Sonra Hazret-i Hacer olup teslimiyet bağrından zemzem akıtmakr30;
Yanacaksın, koşacaksın, ağlayıp O'na dayanacaksın ki, zemzemler fışkırsın, kurak yüreklerden;

İki gözümün ışığı!
İçinde, kıpırdanan yavrunu ilk hissettiğin andan itibaren bir merhamet kaplar hücrelerini... İşte o zaman Allâh'a şükredeceksin, Peygamberlerin en fârik vasfı olan "merhamet"ten sana da bir pay verildiği için;
Yavrucuğum, insanın en büyük ihtiyacı "rûh gıdası"dır. Onun ilk kıpırdanmalarına salevât-ı şerîfelerle karşılık vereceksin. Sen fark etmesen de o seni duyar ve hisseder. Öyleyse ilk duyduğu, Allâh'ın kelâmı, Peygamber Efendimiz'e sunmuş olduğun duân olsun.
Dokuz aylık çile çabuk geçmez, geceleri yatamadığın zaman kıyâma dur ki, Rabbinin huzurunda durmayı öğrensin;
Gözyaşı dök ki, merhameti öğrensin, ümmet-i Muhammed'e duâ ve infâk et ki
cömertliği öğrensin;
Ağzından haram lokma girmesin, yavrum! Helâl lokmayı tanısın ki, harama uzanmasın.
Tatlı dilli ol ki, kötü konuşmasın.
Secdelerini çoğalt ki, Rabbinin karşısında hiçlik ve tevâzuya bürünsün.
Mahlûkata gönlünü aç ki, sevgiyi ve muhabbeti öğrensin;
Sancılar sana kıyâmetin dehşetini hatırlatır, belki. İşte o zaman anacığını anlayacaksın. İşte o zaman "cennetin anaların ayakları altında olduğunu" öğreneceksin. Dişlerin birbirine kenetlenince, ölümün varlığını tadacaksın.
Yavrunu kucağına alınca, dünyanın "gurbet" olduğunu ve konuşmanın zevkini tatmak için bu dünyada bedel ödemek gerektiğini öğreneceksin.
Ona sütünü, Yâsin-i Şerif'lerle verirken; dünyadaki en güzel şeyin, insanlara "Allâh için kendinden koparıp vermek" olduğunu hissedeceksin.
Geceleri herkes uyurken, onun seni ağlayarak çağırmasına zevkle koşup gideceksin. İşte o ân, Rabbini de gerçek mânâda sevdiğinde, teheccüde kalkmanın senin için bir yük olmadığını anlayacaksın.
Onu hasta ve ateşler içinde görünce "hiçliğini" ve "çaresizliğini" görüp Allâh'a îmânın kat be kat artacak;
Ona sünnet-i seniyye ile yaşamayı öğret ki, Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e hayran olup, onu taklid etsin. Öğretmezsen ilerde kim olduğu belirsiz kimseleri taklide başlar, onlara hayran kalır, sen de mes'ul olursun.
Onunla mübarek gün ve geceleri zevk ve heyecan içinde yaşa ki, gayr-i Müslimlere ve onların eğlencelerine hayran kalmasın. Bayramını bilip, gerçek bayramı olan kıyâmet sabahı için hazırlansın.
Ona Kur'ân-ı Kerim'i çok iyi anlatmalısın. Her bir sûre, onun gönlüne iniyormuş gibi hissetsin ki, yaşantısıyla "canlı bir Kur'ân" olsun.
Hâfızlığı sevdir, ona âşık olsun ki, dilinde şarkı-türkü olmasın. Boş satırların hamalı olmasın;
Kur'ân-ı Kerîm kültürüyle aydınlanırsa iki dünyası da pürnûr olur.
İşte o zaman, tıpkı şimdi benim olduğu gibi seni de kabirde nûrdan taçlarla taçlandırıp cennet elbiseleriyle nûrlandırırlar;
Hedefini unutma kızım, hedefin sâliha bir hanım, sâliha bir ana olmaktır.
AnneN ....
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
8/12/2009 · Kategori: yemek
TOST MAKİNASINDA HAMSİ ……
Balık yemenin tam zamanı tost makinasında pişmiş çıtır çıtır kızarmış bir tabak hamsiye ne dersiniz.

Malzemeler;
1 kilo hamsi,
3 adet kuru soğan,
1 demet maydanoz, veya yaş nane
kırmızıpul biber, karabiber
defne yaprağı
1 adet limon,
Tuz,sıvı yağ.

Hazırlanışı:
Hamsilerin kafaları koparılıp içleri de alındıktan sonra bir güzel yıkanır. Süzgece alınır ve tuzlanır. tepsiye sıvı yağ gezdirilir. Hamsiler mısır ununa bulandıktan sonra tepsiye dizilir.
Salça soslu yapmak isterseniz; salça ve dövülmüş sarımsak yarım çay bardağı su ile bir kase de karıştırılır.
ben sade yaptım
Soğanların kabukları soyulur ve 4’e kesilir. Hamsilerin arasına soğanlarda dizilir. Soğanın balığın kokusunu aldığı söyleniyor. Hem pişince tadı da çok güzel oluyor.

tost makinesinde pişirilir. Hele yanında soğan salatası da olursa tadına doyulmaz…
AFİYET OLSUN…
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (5)
Yorum yaz!
6/12/2009 · Kategori: yemek
ağızda dağılan bi tarif...
elmalı kurabiyeyi sevmeyen varmıdır bilmiyorum ama biz ailece bayılıyoruz ve her zaman yapıyorum çok lezzetli oluyor gerçektennn :))

Malzemeler:
225 gr. tereyağ ya da margarin (oda sicakliginda)
ben tereyağı tercıh ettim
1 çay bardaği sıvıyağ
1 çay bardagi yoğurt
1 çay bardağı toz şeker
1 yumurta
2 çay kasığı kabartma tozu
~5 su bardağı un
Iç harci için;
2-3 elma
2 çay kasığı tarçın
3 yemek kaşığı toz şeker
6-7 yemek kaşığı az çekilmiş ceviz
yapılışı:
Elmalar soyulur rendelenir. şeker, tarçin ve cevizle birlikte bırkaç dakıka kavrulur.
Tereyağ,siviyağ,şeker,yumurta ve kabartma tozu güzelce karıştırılır.Kulak memesi kıvamına gelinceye kadar un ilave edilerek güzelce yoğrulur.
; hamurdan bıraz büyükçe parça alınır.Merdane yardımıyla çok da ince olmayacak şekilde açılır.bıçakla dıkdörgen parçalar elde edilir. Boylamasına elmalı harçtan surulur.iki yandan bıçakla araıklı eğik çizgiler şeklinde kesilir.Parçalar harç üzerinde birleştirilir.
Kurabiyeler, önceden
ısıtılmış 350(170-180) derecede hafıf pembeleşene kadar pışırılır.ılıyınca üzerlerine pudra şekeri serpilir.
afiyet olsun
Herkese sevgi dolu gunler...
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
3/12/2009 · Kategori: yemek


Malzemeler:
- 1 yumurta
- 150gr. margarin veya tereyağı (yumuşamış)
- 2,5 su bardağı un
- 1/2 su bardağı şeker
- yarım paket kabartma tozu
- 1 limon kabuğu rendesi
- pudra şekeri (üzerine serpmek için)
Yapılışı:
- Hamuru yoğuracağımız kaba yumuşamış margarini, yumurtayı, şekeri ekleyip karışımı, krem haline gelene dek yoğuralım.
- Unu, kabartma tozunu ve limon kabuğu rendesini ekleyip özlü bir hamur yoğuralım.
- Krema torbasına tırtıllı geniş ağızlı parçayı takalım.
- Margarin ile yağlanmış fırın kabına 10cm. lik tırtıllar halinde hamuru sıkalım.
- Kurabiyeleri, önceden ısıtılmış 180° ısılı fırında üzerleri beyaz kalacak şekilde pişirelim.
- Üzerine pudra şekeri serperek servis yapalım. (ben sade yaptım)
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (4)
Yorum yaz!
2/12/2009 · Kategori: din

Her nefis, muhakkak ölümü tadacaktır ayet-i kerimesi bizlere ölümü unutmamamız gerektiğini ve sürekli hatırlamamız gerektiğini bildirir.
İnsanlar,sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya çalışır,günün 24 saatini dünyalık işlerle geçirir,
hastalık veya ölüm konusu geçtiğinde ise ölebileceğini hisseder.
Günlerimiz,haftalarımız,aylarımız,yıllarımız hep koşuşturmacayla geçmekte,
dünyaya bir çivi daha çakmanın hesabıyla meşgul olmaktayız.
Eğer bir evimiz veya arabamız yoksa, bütün zamanımızı,vaktimizi,düşüncelerimizi onlarla geçirir,
aklımızı,zekamızı da hep ev,araba nasıl alabilirim üzerine çalıştırırız.
Ev,araba alamasak ta onun hayaliyle yaşarız.
İnsanların bir kısmı da araba ve ev sevdasının dışında evin geçimi,çocukların eğitim masrafı,eşyaların yenilenmesi
gerekliliği,gezilere,tatillere nasıl para biriktireceğinin hesabıyla meşgul.
Bir de bütün bu saydıklarımızın dışında,arabayı nasıl yenilerim,evim eskidi,yada ikinci bir araba,ikinci ev,yazlık evler
düşünenlerin sayıda hiç de az değildir.
Ya hiç evi,arabası olamayacak olanlar,geçimini sağlayamayanlar,işiz kalanlar,çocuklarının boğazına bir lokma alamayacak durumda olanlar,onların halini düşünen varmı?
Şanlı Peygamberimizin ‘ölümü sıkça hatırlayınız’hadis-i şerifinde ifade edilen ölümü ne kadar hatırlayabiliyoruz.
Zaten hatırlasak,bu dünyada yaptığımız kötülükleri,yanlışları,ihmalkarlıkları,kalp kırmalarını,
kul hakkına girmeyi,zalimlikleri,ahmaklıkları,nefsimize uymaları yapar mıydık,veya ne kadarını yapardık.
Bulunduğumuz ortamlarda ölümle ilgili konuşmalara bile fazla tahammül edemiyoruz,hemen kapat o konuyu diyoruz.Peki,neden öyle
yapıyoruz.Ölümden korkuyor muyuz yoksa.Öldüğümüzde,kabir azabından mı korkuyoruz,günahlarımızın çokluğundan mı
korkuyoruz,cehenneme gideceğimizden mi korkuyoruz.Fakat korkunun ecele faydası hiçbir zaman olmadı,olmayacak da.
Cenab-ı Allah,bizlere ölümün hak olduğunu söylüyor.Var olduğuna inandığımız bir gerçeği ne kadar örtmeye,gizlemeye
çalışsak da o,bizi bir gün mutlaka yakalayacak ve ölüm gerçeğiyle yüzleşeceğiz.Hal böyleyken,yaşarken ölümü bilerek,hissederek
yaşamalı,her an ölecekmiş gibi iliklerimize kadar hissetmeliyiz.
Dünyada yaşarken,ahiretini garanti altına aldığını söyleyebileceğimiz kaç insan vardır çevremizde.Yaşarken cennet ehli gibi
yaşayan,kalp kırmamış,ibadetlerini eksik bırakmamış,hayır,hasenatını vermiş,her gördüğüne iyilik yapmış,yardımseverlikte geri
kalmamış,emri bil maruf ve nehyi anıl münkere uygun hayat yaşamış kaç insan tanıyoruz.Maalesef pek yok o insanlardan.Ya da o
insanlar pek ortalarda dolaşmaz,kendilerini saklarlar,mütevazidirler.Biz bilmeyiz onları.
Bu yazıyı yazmama vesile olan,şimdi rahmeti rahmana kavuşmuş olan sevgili kardeşimiz,Kemal Güçlü,her zaman gülen
yüzü,sevgi dolu oluşu,sempatikliği,yüreğindeki samimiyeti,gönül dostluğu,fedakarlığı,vefakarlığı,ihlası, iman dolu kalbi,belki daha çok
sayabileceğimiz güzellikleri kendisinde toplamış yiğit birisiydi.Allah rahmet eylesin.Senin sayende birkez daha ölümü hatırladık.
Büyük Üstad Necip Fazıl Kısakürek diyor ya,
Ölüm bu,güzel şey,budur perde ardından haber,
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber.
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!